Eserlerinden
Bölümler
(7)

İMAN VE İSLAM ATLASI'ndan…

BİD'AT

Keşke bu bahsin adını "kaba softa ve ham yobaz" koysaydık. Alçalma devrimizden başlayarak bugüne kadar İslâmın ruhlarda karartılması bakımından başımıza ne gelmiş ve küfre hangi güç kazandırılmışsa hep kaba softa ve ham yobaz yüzünden... Onun, yerini ve gayesini bilmeden elinde taşıdığı ve kötüyü devireceğine iyiyi harap etmekte kullandığı "bid'at" bombasından...

Bir cerrahın (aseptik) ve (antiseptik) usûllerle tedavi sahasını mikroptan korumasındaki prensip titizliğine eş olarak konulan bid'atten kaçınma düsturu, aslında dinin muhafazası bakımından zâbıtaların en mübârek olanıdır. Ve mutlaka bilinmelidir ki, sadece dinin hususî dâiresine mahsustur.

Bütün ibâdet ve muamele şekilleriyle tecezzi kabûl etmez bir yekpârelik belirten din, bu hususta hiçbir fire vermez ve en hurda cüz'ünü bile fedâ etmezken, bu mutlakiyet sınırı dışında, makbûl gördüğü her yeniliğe kucak açar.

Dinde olmayanı getirmek ve yenilik icadına kalkışmak mânasına Bid'at, bir "mahfuz-saklı" etrafında o "mahfuz"a aykırı olmayan her yeniliği kabul etmekle kalmaz, hatta emreder. Ona İslâmı ziynetlendirme şerefini verir.

"Bir günü bir güne eş geçen hüsrândadır" Hadîsi, esası muhafaza emriyle yenileşme borcu arasındaki, kıldan ince hudut çizgisini işâretler.

Evet; sımsıkı bir "mahfuz" etrafında ebedî arayıcılık ve yenileşme cehdi... Donmamak, kabuklaşmamak, kışırda kalmamak gayreti... Ve zerre feda etmez "mahfuz"un maiyeti halinde, her ân iman tazelercesine eşya ve hâdiseleri yeni gözlükler altında zapt ve teshir etme memuriyeti... İslâmın ruhu budur.

Bid'at ithamcılarının yanı başında, tam mânasiyle harâm bid'atler bonmarşesi işleten (reform)cular. Çorabın üstüne meshedilebileceği, göz dururken kamerî aybaşların hesapla tespit olunabileceği, filân gibi iddialar yasak bid'atın ta kendisiyken, bisiklete şeytan arabası, matbaaya gâvur icadı fetvasını kesmek, İslâm ruhunu kaybetmekten başka hiçbir şeye hizmet etmez. İslâmı bodruma kapatıp dondurur, havasız bırakır, hareketsiz kılar.

Bid'at sadece, dine dışından katkı mânasına geldiğine göre, o kim oluyor ki, Allahın kâmil müessesesine katkıda bulunuyor ve yine o kim oluyor ki, dini güzelleştirme, güçlendirme ve eşya ve hâdiselere hâkim kılma mevzuunda onu felce uğratıyor.

Kaba softa ve ham yobazın kafasında bir zamanlar "Nizam-ı Cedid" askerinin kaputuna bile küfür fetvası vermeye kadar giden bid'at anlayışı, nihâyet İslâm düşmanlarına insanları dinden soğutacak kadar kuvvet kazandırmış ve dâvanın sırrı birbuçuk asırdır, ne din, ne de küfür cephesince çözülebilmiştir.

Hadîs meâli: "Kolaylaştırınız, zorlaştırmayınız; müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz!"

Dini içinden bid'ate boğan (reform) taslaklariyle, dışından, bid'at tehdidi altında köstekleyen çifte yobazlar, İslâmı benimsemek yerine bozmak emrini almışcasına hâin bir davranış içindedirler.


 

MÜMİN KAFİR'den

LAİSİZMA

Mümin - Siz lâisizmanın ne demek olduğunu, ne ifade ettiğini, nasıl bir içtimaî ve siyasî vesileyle ortaya atıldığını, hangi dini veya dinleri şümulüne aldığını, hangi noktalara istinat ettiğini, tarih boyunca nasıl bir seyir takip ettiğini bilmiyorsunuz değil mi?
Kâfir - Bilmiyorum; ben onun yalnız dini dünyadan ayırmak olduğunu biliyorum ya, yetmez mi?
Mümin - Yağma yok!.. Size, o kadar ucuz tarafından hakikatleri çiğnetemeyiz! Hep bu açıkgözlüğe bağlanan demagocya sanatına artık paydos! Şöyle bir sigara yakınız da, size lâisizmayı, bütün incelik ve hususiyetleriyle anlatayım! Ha, şöyle!.. Dinleyin: Lâisizma tâbiri Fransız İnkılâbının bir icadıdır. Aslından inhiraf ettirilmiş ve zaten dünya ile alâkasız bir din olarak yerleşmiş bulunan Hıristiyanlık, gitgide kendi dâvasını kendi mümessilleriyle ayak altına alınca, Fransız İnkılâbı, sırf Hıristiyanlığı Hıristiyanlıktan ibaret bırakmak ve rahiplerin Hıristiyanlık dışı tasallutlarına engel olmak için lâisizma ölçüsünü meydana getirdi: "Din, yani Hıristiyanlık, kendi kendisinden ibaret kalacak ve zaten müdahale salâhiyetinden uzak bulunduğu dünyayı da kendi haline bırakacaktır!..." Ölçü şudur:
Hıristiyanlık ruhanî nüfuz ve murakabesinde istediği gibi devam edebilir; fakat bunu, kendi nefsine uygun olarak, cismanî sahaya teşmil etmemelidir.
Kâfir - Demek lâisizma budur, ha!..
Mümin - Evet, lâisizma yalnız budur. Fakat bizde bunu ne bilirler, ne de bildirmek isterler. Lâisizma, bizzat Hıristiyanlığa karşı tehdit edici bir engel değil, ruhanî nüfuzdan faydalanarak dünyayı idareye kalkan papazların nefslerine karşı bir mâniadır. Bizde ise bunu, doğrudan doğruya dini dünyadan ayırmak mânasına alıyorlar. Bu işde ne muazzam bir canbazlık yapılıyor. Din, bizzat dünya hükümlerine malik olunca onu ya topyekûn red ve nefyetmek, yahut kabûl etmek mümkündür; herhalde dünyadan ayırmak mümkün değildir. Dini hem kabul, hem de dünyadan ayrı mütalâa etmek, bütün mevcutları yaratan Allah'ı tasdik ettikten sonra, onun dünyaya karışmıyacağını iddia etmektir ki, bu da abeslerin ve muhallerin şâhı olur.
Kâfir - Yâni ne demek istiyorsunuz?
Mümin - Şunu demek istiyorum ki, hem dünya, hem de ukbânın hesabını veren bir dine, sırf Hıristiyanlığa mahsus hususî bir ölçü olan lâisizma tatbik edilemez. Edilecek olursa, o dini kaldırmak, fakat kaldırıldığını söylememek mânasına gelir. Lâisizma İslâmiyete tatbiki kabil olmıyan bir ölçü olduğu, hem gerçek lâikler, hem de kâfir ve müminlerce hakikattir. Onun içindir ki ben lâisizma üzerinde müsbet veya menfi hiçbir hüküm izhar etmeden, onun, bütün kâinatı ihata edici dinlere mahsus bir ölçü olmadığını belirtmekle iktifa ediyorum. Bu da, sizin gibi bir münkire; ve vasıtanızla, bu mefhum üzerinde demagocya canbazlıkları yapmak isteyen cehil istismarcısı açıkgözlere verilecek en şapa oturtucu cevaptır.

 

 

geri | ileri | başadön

 

yukarı | geri | site haritası | anasayfa
Hayatı | Eserleri | Aksiyonu | Büyük Doğu İrtibat | e-mail

designed by DBSNET © 2000