 |
 |
45)
ÇERÇEVE 2
Eser
: 70 / Günlük Fıkralar |
Bu serinin
ikinci kitabında, 1943 ile 1954 yılları arasında devre devre yayınlanan
Büyük Doğu mecmualarında, "Çerçeve" ana başlığı altında yazılan
fıkralar yer almaktadır. Yazıların en önemli özelliği, ele aldığı
mevzuların aktüalitesini kaybetmeden günümüze kadar kendini koruyabilmiş,
gayet dinamik kıymet hükümleri taşıyor olmasıdır.
|
 |
 |
46)
KONUŞMALAR
Eser
: 71 / Fikir |
Eser, çok genç
yaşında üne kavuşmuş Necip Fazıl'ın 1931-1983 yılları arasında,
çeşitli dergilerde, gazetelerde yahut televizyonda kendisiyle yapılan
ropörtaj, anket ve sohbetlerin kronolojik bir sıra dahilinde bir
araya getirilmesiyle derlenmiştir. Konuşma'lar, şiirden spora, tiyatrodan
siyasete kadar hemen her mevzuda görüşüne başvurulan Necip Fazıl'ın,
diğer eserlerinin fikir yumağını çözmeye ve onun fikir mizâcını
anlamaya yarayacak ipuçları vermesi bakımından çok önemlidir.
|
 |
 |
47) RÂBITA-İ ŞERİFE
Eser
: 73 / Fikir |
"Önüne
gelenin din eseri çıkardığı ve Kutsî eşyayı işportalaştırdığı bu
perişanlık devrinde, hemen hiç kimsece riayet edilmeyen muazzam
bir din ölçüsüne uyarak, içindeki âyet ve hadîsleri ve mübârek kelâmları
asıllariyle vermediğim, böylece onları ticaret vesilesi olmaktan
ve asla uyuşamayacağı ifade çerçevelerine sokulmuş bulunmaktan korumaya
çalıştığım bu eser, vecd kaynağımızdan hayat iksiri değerinde bir
damlacıktır ve Büyük Doğu ideâlinin tâcıdır." / N.F.K.
Necip Fazıl'ın,
"her kelimesi üzerinde beynini kanatıcı ve kalemini yakıcı bir saygı,
kaygı ve titizlikle" üzerine eğildiği, Abdülhakîm Arvasî'ye ait
Rabıta-i Şerife, isminden de anlaşılacağı üzere, çok özel bir bahsi,
"Râbıta"nın nasıl yapılacağını, usûl ve âdâbını çerçeveliyor. Kitabın
ikinci bölümünde ise, Efendi Hazretlerinin ders, takrir ve mektuplarından
çeşitli mevzular, Vahdet-i Vücud bahsinin geniş bir mütalâası ve
"Ruh Risalesi" var.
|
 |
 |
48)
DOĞRU YOLUN SAPIK KOLLARI
Eser
: 73 / Fikir |
Kendisinden
sonra ümmetinin 73 fırka olacağını, bu fırkalardan da sadece birinin
nura yöneleceğini haber veren Allah Resulü'nün vefatlarından sonra
ilk alâmetleri Hazret-i Osman zamanında görülmeye başlayan sapık
itikad ve davranışlar, dallardaki bütün ihtilâflı manzarasına rağmen
aynı illetli kökte birleşirler: Kuru akıl ve şeytanî hayal…
Ümmetin temel
yapısı olan Sahabi diyor ki: "O'nu dinlerken
öyle olurdu ki, âdetâ başımızın üstünde, kirpiğimizi kımıldatsak
uçup gidecek ışıktan bir kuş varmış gibi mıhlanır kalırdık."
Sahabînin temsil
ettiği vecd ve teslimiyetin zamanla kabuk tutmaya başlamasiyle,
meydan yerini, gönül ateşi yerine tüten akıl dumanının kaplaması
kaçınılmazdı; öyle de oldu ve ardından, ilk olarak siyasi bir ihtilâf
halinde başgösteren ve daima yahudinin güttüğü ayrılık ve aykırılıklar
itikadî sapıklıklara yol verdi. Kitapta, "Sünnet ve Cemaat Ehli"
anlayışı dışında kalan batıl ve sapık kollar, ilk örneklerinden
itibaren tarihî bir geliş halinde teşrih edilir ve günümüze bağlanırken,
gaye şöylece ifadesini bulur: Dâva, İslâmı
olduğu gibi bulmak, dinin ulvî ve mücerred hakikatini meydana çıkarmaktır;
uydurmak ve kendi hakikat vehmine feda etmek değil…
|
|